Bir Hikaye ve Teşekkürlerim

Bir zamanlar ormanların kralı filmiş. O zamanlar filler bugünkü gibi değilmiş, küçücük kulakları varmış ve hafızaları kötüymüş.

Günlerden bir gün, Antilop eve dönmüş ve şaşırarak ön kapının açık olduğunu fark etmiş. ‘Bu çok garip’’ diye düşünmüş, ‘Evden çıkarken kapıyı kapadığıma eminim.’

Seslenmiş:

-‘Evde kimse var mı?’

-‘Evet, ben varım . Antilop yerim ve seni de yemeye geliyorum.’

Küçük Antilop korkuyla yerinden sıçramış ve can havliyle kaçmaya başlamış. Koşarak ormandan geçmiş ve ‘daaaaan!’ diye file çarpmış. Fil kükremiş:

-‘Neler oluyor Antilop?’

-‘Ah ormanın güçlü kralı, bana yardım et, ben dışarıdayken biri evime girmiş ve beni yiyeceğini söylüyor!’

-‘Hımmm’ demiş Fil, ‘Neymiş bakalım. Sana gidelim de bu işi halledelim.’

Böylece Fil, eve kadar Antilop’a eşilk etmiş, eve vardıklarında Antilop filin arkasına saklanmış . Fil bağırmış:

-‘Antilop’un evinde kim var?’

-‘Benim’ demiş ses, ‘Fil yiyen ve seni de yemeye geliyorum.’

-‘Vayyy ‘ diye kürkremiş Fil ve ‘Hemen buradan gidelim!’ ve zavallı Antilop’u ezer gibi yanından geçerek orman yolun kaçmış. Antilop sıçraya sıçraya arkasından gelmiş.

Biraz gitmişler ki, karşılarına Aslan çıkmış. ‘Gırrr’ diye kükremiş Aslan, ‘neler oluyor?’

-‘Antilobun evinde bir canavar var!’ demiş Fil, bütün vücudu titreyerek.

-‘Canavar mı, hıh’ demiş Aslan. ‘Bir de kendim göreyim.’

Böylece geri dönmüşler. Başta Aslan, ardında Fil, onun arkasında Antilop eve varmışlar.

-‘Antilobun evinde kim var?’ diye kürkremiş Aslan.

-‘Benim.’ diye aynı ses gelmiş. ‘Aslan yiyen ve seni de yiyeceğim.’

-‘Görelim bakalım’ demiş Aslan ve öne geçerek kafasını Antilop’un evinden içeri uzatmış.

İçerideki muzip bir kurbağadan başkası değilmiş ve Aslan’ın ayaklarının arasında zıp zıp zıplamış ve sonra da kahkahayla vıraklaya vıraklaya çimlerin arasından kaybolmuş.

Olay kısa sürede ormana yayılmış ve Fil o kadar utanmış ki günlerce saklanmış. Utancı o kadar büyümüş ki, kulakları da giderek büyümüş. Çok geçmeden ormanların kralı olarak yerini Aslan almış. Fil’e gelince, olanları hiç unutmamış. Belki de bu yüzden günümüzde hala fillerin hiçbir şeyi unutmadıkları söylenir.

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Yolculuğum için topluluk fonlamasına başlamadan önce içim kıpır kıpırdı. Şimdi fonlamayı bitirdim ve yine içim kıpır kıpır. Destek olanlara çok teşekkür ederim. Bu fonlamada hedeflediğim miktarın % 83 ü 3345 TL toplandı ve geri kalan kısım için de ailem destek oldu. Çok yakında yolculuğa çıkacağım kısmetse.

Hemen teşekkürlerime başlayayım:

Fonlama metnini oluşturmam için destek veren Emre, Begüm ve Nalan’a,

Destekçilerim: Bahar, Berna, Eda, Sedef, Asuman, Berke, Özge, Nihal P. Feryal, Burak, Derya, Hatice, Zeynep, Emre, Buket, Nilüfer, Çiğdem, Nihal A.,Çağım, Gözde, Fatma, Gülengül, Baran, Özlem Y., Filiz T., Dilek, Özge, Rana, Çağrı, Aybike, Müge, Cihangir, Ebru, Işıl, Hülya, Filiz Ö, Elanur, Mine, Kesra, Fatoş, Özgül, Pınar Ş., Sezin, Yasemin , Pınar B, Nihan, Özlem M’ye, anneme ve babama,

ayrıca Koşan Kaplumbağa Anaokulu, Mutlu Gelecek Atölyesi, Yeryüzü Derneği, Uplifers ve Project Post30’a

katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim.

Çok mutlu oldum.

Hikayelerle, masallarla görüşmek dileğiyle…

Sevgiler

Işıl

*Görsel: Zeynep Yangöl Berkol

Göknar Ağaçları ve Ben

Hikaye Anlatıcılığı çalışması için Hindistan’a gideceğimi duyurmam ve toplu fonlamaya başlamamın üzerinden bir ay geçti. Süreci bilmeyenler için ilk yazım burada.

 

Bu aralar bende nasıl gelişmeler var , bu yazıda onları paylaşmak istedim.

 

 

 

Birincisi, toplu fonlamaya başladığımda tükettiğim şeylere karşı duyarlılığım gelişti.  Bir şey satın alırken ‘Bu şey gerçekten gerekli mi?’ diyorum. Çünkü sizden gelen her para desteği benim için çok önemli. Birkaç aydır zaten kendime kıyafet almıyordum, şimdi önceliğim olmayan bir şeye dokunmuyorum.

İkincisi, içimde bir soru yankılanıyor:  Acaba bu fonlamayı çok mu göze sokuyorum? Facebook , instegram ve Linkedin’den duyurdum. Acaba fazla fazla duyurup, çok tekrar edip arkadaşlarımı sıkıyor muyum? Sonra da kendimi şöyle telkin ediyorum: ‘Süre belli, on beş gün kadı ve bu süre bitince zaten susacaksın, o yüzden şimdi, amacına yürü.’

Bir de bir çakal gelip kulağıma fısıldıyor:  Savaş var, açlıklar var, senin Hindistan yolculuğu için destek çağrısında bulunman lüks kaçmıyor mu? Ben de diyorum ki: ‘Bu benim ihtiyacım. Para ihtiyacımı karşılamak için fonlama başlattım ve destek olacaklara masal gecesi ve masal atölyesi armağan ediyorum.’ Beni duyanlar oldu ve olacak, biliyorum.

Bir diğer yandan, toplu fonlama açmak bende bazen paniğe yol açıyor. %30 destek geldi,  % 40 a çıktı , 15 gün kaldı, ya toplanamazsa ne olacak? Buna da cevabım hazır: ‘Akışa, olacak olana teslim ol Işıl’ diyorum ama, bazen çakal beni bastırıyor.

Gelelim haftanın olaylarına:

Koşan Kaplumbağa Anaokulu’nda düzenlenen yeni yıl kermesine ben de katıldım ve bir masal atölyesi gerçekleştirdim. Hindistan yolculuğumu anlatmama alan açan ve beni destekleyen bu okula çok teşekkür ederim.

Artık yeni bir instegram sayfam var: Göknar. Uzun süredir çocuklarla felsefe, masal, ekoloji çalışmalarımı tek bir sayfa altında toplamak istiyordum. İki sene önce Doğa Okulu ile yaptığım bir yolculukta gördüğüm  Toros Göknarları yeni instegram sitemin isim kaynağı oldu. Bundan sonra beni yeni adresim: atölyegöknar’dan  takip edebilirsiniz.

Bir diğer güzel haber Sedef ve Bahar’ın ‘Yeni’de Buluşalım’ etkinliği idi. Armağan ekonomisi ile gerçekleşen bu buluşmada katkı payının bir kısmını bana Hindistan yolculuğum  için sundular. Destekleri için tekrar teşekkür ediyorum.

 

 

Şimdiye kadar 26 kişi, 1 anaokulu, 1 dernek, 1 dijital dergi ,1 facebook sayfası tarafından desteklendim. Bu haftanın destek miktarı 310 TL. Destekçilerim Koşan Kaplumbağa Anaokulu, Baran, Özlem, Sedef, Bahar, Hatice, Dilek ve Özgeye çok teşekkür ederim.

Böylece toplanan toplam miktar: 1740 TL . Belirlediğim miktarın % 43.5 u toplanmış oldu. Destek çağrımı bitirmeme 15 gün var. Beni desteklemek isteyenlerin biraz hızlanmalarını rica edeceğim.

Beni hala destekleyebilirsiniz :

  • Hindistan yolculuğumu anlatacağım ‘Yola Çık!’ sunumu :25 TL
  • Düzenleyeceğim masal gecesine katılım : 30 TL
  • Masal Anlatıcılığı Üzerine Atölye : 100 TL olarak belirledim.

Işıl Kayagül

Yapı ve Kredi Bankası

TR91 0006 7010 0000 0052 6395 84

Bu arada bir karışıklığa açıklık getirmek istedim. Bir arkadaşım bugün yapacağım etkinliğe gelemeyeceğini, ama beni desteklemek istediğini, bir sonraki etkinliğimi bekleyeceğini söyledi. Aslında destek için yapacağım etkinlikleri beklemek zorunda değilsiniz. Bana şimdi katkı göndererek Hindistan’dan geldikten sonra yapacağım etkinliklere bilet kazanıyorsunuz, gitmeden önce yaptığım etkinlikler bonus 🙂 Bunu açıklamak istedim çünkü eğer: ‘Şimdi gidemiyorum, etkinliğe gideceğim zaman destek atayım derseniz ona da kabul ancak toplu fonlama çağrımı 18 Ocak’ta bitiriyorum. Duyuru yapacağım son tarih: 18 Ocak

Bunu da ekledim ve rahatladım.

Herkese sevgiler ve selamlar

Işıl

Işılın Topluluk Fonlamasında Neler Oluyordu?

Yaşayan Köy/ Beypazarı
Masal Şenliğimizden

Canlar, fonlamamda ikinci hafta bitti. Duyan, duyuran, armağan gönderen , destekleyen herkese çok teşekkür ederim. Bu hafta neler oldu neler bitti sizinle paylaşmak istedim. Bundan önce özet babında, yolculuğum hakkındaki ilk yazım için buraya, ikinci yazım için buraya tıklayabilirsiniz.
Fonlama çağrımda tanımadığım iki kişiden armağan geldi. Ne büyük mutluluk! Kendilerine bana inandıkları ve hayalime destek oldukları için teşekkür ederim. Ayrıca bu hafta Mira Yoga’da yolculuğuma katkı sağlaması amacıyla bir masal atölyesi gerçekleştirdik. Bana alanı açan Hatice’ye, kolaylaştırıcılığıyla eşlik eden Zeynep’e ve katılımcılara çok teşekkürler. Benim içinde çok yankılanan bir çalışma oldu . Kısmetse Hindistan’a gitmeden bir tane daha gerçekleştirmek niyetindeyim. Takipte kalınız. 🙂
Yolculuğum için ilk hafta 645, ikinci hafta 500 tl olmak üzere toplam 1.145 TL destek gerçekleşti. Hedeflediğim 4.000 TL ye yaklaşmama 2.855 TL kaldı. Çok şükür <3

Heyecanım devam ediyor. Hatta kalbim bu yazıyı yazarken küt küt atıyor.

Bir ricam var. Yolculuğa bir ay kaldı . Armağan olarak sunduğum atölyeleri gerçekten ilgileneceğini düşündüğünüz, onlara iyi geleceğini hissettiğiniz arkadaşlarınızla paylaşır mısınız? Masala ilgi duyanlar, hikayeciler, hayalperestler, ekonomistler, eğitimciler, öğrenciler, doktorlar, mühendisler, çiftçiler… Atölyeler hepimizi kapsıyor, çünkü hikayeler birleştirir.
Nasıl destek olabilirsiniz?
Hindistan Yolculuğumu Anlatacağım ‘Yola Çık!’ sunumu : 25 TL
Yetişkinler İçin Masal Gecesi: 30 TL
Hikaye Anlatıcılığında Derinleşmek İsteyenler İçin Atölye : 100 TL
Bu atölyeleri döndüğümde İstanbul’da gerçekleştireceğim. Siz şehir dışında da olsanız bu şehirdeki bir arkadaşınıza uçurabilirsiniz.
Sorularınız ve önerileriniz için : isilkayagul@hotmail.com
Işıl Kayagül
Yapı Kredi Bankası
IBAN: TR91 0006 7010 0000 0052 6395 84
Veeeee son olarak , çok teşekkür ederim bu haftaki destekçilerim:
Burak, Derya, Zeynep, Hatice, Buket, Nihal, Çiğdem, Nilüfer, Çimer ve Çağım’a çok teşekkürler.
Bu çağrıyı açmama destek olan Nalan, Emre ve Begüm’e de ayrıca teşekkürlerimi yolluyorum.

Herkese sevgiler ve selamlar

Işıl

Topluluk Fonlamam Hakkında Güncelleme

Topluluk Fonlamam Hakkında Güncelleme:

Herkese merhaba,

Bugün Hindistan’a yolculuk niyetimi yazmamın ve topluluk fonlamasını  başlatmamın dokuzuncu  günü. Bu süreçte ne olup bittiğini sizinle paylaşmak istedim.  Geçen haftaki yazım burada.

Bu fonlamayı başlatmadan önce uzun uzun düşünmüştüm. İstemek bende  kırılgan bir yere denk geliyor.‘Tuhaf olur mu?’ ‘Nasıl olacak?’ ,’ Ya kimse beni görmezse?’ diye.

Görüldüm. Destekler geliyor, şükür. Dokuzuncu gün itibariyle 645 tl desteğiniz oldu. Sevgili destekçilerim Bahar, Berna, Eda, Sedef, Asuman,Berke, Özge, Nihal , Feryal ve Emre’ ye çok teşekkür ederim. Ayrıca manevi destekçilerime de çok teşekkür ederim.

Şimdi ne hallerdeyim? Haftaya kısmetse vize için başvuru yapacağım.  Uçak bileti hariç, masrafların 8500 tl olduğunu önceki yazıda belirtmiştim. Yaptığım hesaplamada bu miktarda 4500 tl lik tutarı ben karşılayabiliyorum. Geri kalan 4000 tl lik kısmı borçlanmadan, zorlanmadan karşılayabilmek için topluluk desteğine ihtiyacım var. Geçen haftaki 645 tl destekten sonra kalan ihtiyacım:  3355 tl.

Ve yola çıkış tarihim :19 Ocak

Peki kalan miktar için bana nasıl destek olabilirsiniz?

Hindistan’daki program 15 gün sürecek. Döndüğümde destekçilerime bazı armağanlar sunacağım:

 

Hindistan yolculuğumu anlatacağım : ‘Yola Çık!’ sunumu  25 tl katkı

Hindistan sonrası masal gecesi katılım: 30 tl katkı

Masal Anlatıcılığı ile ilgilenenler için ‘Anlatıcılığa Giriş’Atölyesi: 100 tl katkı

Gönlünüzden geçen katkıları yolculuğumdan önce bana iletirseniz bu durum benim için oldukça kolaylaştırıcı olacak. Ayrıca siz katılamazsanız ya da şehir dışında da olsanız bir arkadaşınıza bu etkinlikleri armağan edebilirsiniz.

Buna ek olarak, bu hafta sonu Eğitmen ve Profesyonel Koç olan Zeynep Berkol ile Mira Yoga’da Hikaye Yazma Atölyesi gerçekleştireceğiz. Katılmak için detaylar burada. Bu atölyeye katılarak ya da arkadaşınıza armağan ederek de yolculuğuma katkı sağlamış olacaksınız.

Benden şimdilik bu kadar. Heyecanlıyım. Herkese selamlar ve sevgiler 🙂

*Görselde kullandığım resmi Esen benim için yıllar önce çizmişti. O’na sevgilerimi uçuruyorum.

Hindistan Yolcusu Kalmasın!

‘Kalbinde hayallerinin ötesinde olana da yer ayır.’

Mary Oliver

Bu söz bugünlerde içimde oldukça yankılanıyor. ‘Hayallerimin ötesi’ ne ola ki?

Mevcut olan varlığımla kendimi tanımlıyorum. Felsefe öğretmeni, gezgin,  okul öncesi öğretmeni, toprağa bağlı, arı dostu. Bütün bu tanımların içerisinde hepsini birleştiren bir görünmez bir yoldaşım var: Hikaye Anlatıcılığı. Hayatımın son dört yılında hikayeler benim yanımda. Bazen bana soğuk bir kış gecesinde ateş başında kelimelerimden döküldüler,  bazen okulumda sınıfın içinde. Bazen hiç tanımadığım bir çocuğa metrobüste masal anlattım, bazen  üniversitede konferans salonunda. Yolculuğumda karşıma çıktılar, yolumu masallaştırdım. Tohumun, arıların öyküsünü yazdım.

Hikaye anlatıyorum çünkü; anlatmak bizi birbirimize bağlıyor.  Kadim olanla, köklerimle bağlantı kurmamı sağlıyor. Hikayeler sayesinde sınıfımda ezberci eğitim sistemine bağlı kalmıyorum ve belki de açıklaması güç olan yanı şu : Hikayeler beni iyileştiriyor. Zor zamanlarımda pek çok kez okuduğum ya da anlattığım bir hikayenin iyileştirici gücüne şahit oldum.

Şimdi hikaye anlatıcılığı yolumda desteğinize ihtiyacım var:

Seiba Uluslararası Hikaye Anlatıcılığı vasıtasıyla bu sömestr’da bir program düzenlenecek. Hindistan’da Kathalaya Merkezi’nde biz öğretmenler için açılacak bu kursta Hint Anlatı Kültürünü deneyimleyeceğiz, anlatı teknikleri üzerine yoğunlaşacağız.

Peki bu programa neden katılmak istiyorum? Hikaye Anlatıcılığını okullarda çocuklarla ve gençlerle geliştirmek en büyük niyetim.  ‘Hikayeler birleştirir.’ Bunu kendi sınıflarımda deneyimledim. Yeni bir ülkede, yeni bir kültürde yeni yaklaşımlar, yeni yaşantılar görerek anlatıcılık serüvenimi geliştirmek niyetindeyim. Döndüğüm zaman, okullarda hikaye anlatıcılığına daha çok yer açmak,  olabildiğince geniş kitlelerle öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum.

Bu yolculuk için eğitim, konaklama ve diğer masraflar ( yemek, tur ücretleri vs..) toplam masraflarım : 8500 tl Bu miktarın 4500 tl sini ben karşılayabiliyorum. Geri kalan 4000 TL lik kısımda desteğinizi bekliyorum. Fonlamam için son tarih: 18 Ocak

Edit: 15 Ocak itibariyle belirlediğim miktarın % 60 ı toplandı. Çok teşekkür ederim. Son 3 gün 🙂

 

Bana nasıl destek olabilirsiniz?

Döndüğümde çeşitli etkinlikler düzenleyeceğim. Yapacağım etkinliklere katılarak bana katkı sağlayabilirsiniz.

  • Hindistan yolculuğumu anlatacağım ‘Yola Çık!’ sunumu :25 TL
  • Düzenleyeceğim masal gecesine katılım : 30 TL
  • Masal Anlatıcılığı Üzerine Atölye : 100 TL

 

Bu çalışmaları  İstanbul’da düzenleyeceğim, İstanbul dışındaysanız katılım bedelini karşılayarak bir arkadaşınıza armağan edebilirsiniz.  🙂

Sürecin içerisinde oldukça heyecanlıyım, katkılarınızı beklerim.. Ayrıca bu sürece dair, soru öneri ve yorumlarınızı isilkayagul@hotmail.com a yazabilirsiniz.

Işıl Kayagül

Yapı ve Kredi Bankası

TR91 0006 7010 0000 0052 6395 84

Okuyan, ilgilenen, katkı yapacak herkese çok teşekkür ediyorum.

Sevgiler

Yeni Başlayanlar İçin Ekolojik Çiftlikler

Yeni Başlayanlar İçin Ekolojik Çiftlikler

 

 

Bu bir Tatuta yazısı. Üç yıl önce işi bırakmış bir halde, yolculuk yapacağım ama nasıl ve nereden başlasam diye düşünürken Tatuta çiftlikleri yardımıma koştu. Yolculuğum bu çiftliklerle başladı ve yol boyunca pek çok çiftlikte gönüllülük yaptım.

 

Yolculuklarımı blogumda  yazdım ancak Tatuta’nın kendisi üzerine hiç yazı yazmadığımı fark ettim. Bu yazı biraz geç kalmış bir yazı , aslında bir teşekkür yazısı. Özellikle benim gibi aracınız olmadan ve tek olarak yolculuğa çıkacaksanız  ekolojik çiftliklere gitme ve yer bulma konusunda yardım almak için Tatuta‘nın sayfasına göz atmanızı öneriyorum.

Açılımı : Tarım- Turizm-Takas . Tatuta projesi ile Türkiye’de ekolojik tarımla geçinen çiftçi ailelerine gönüllü olarak başvurabiliyor ve çiftlikte çalışabiliyoruz. İlgi ve yeteneğimize göre hangi çiftliğe gideceğimize karar veriyor ve çiftlik sahibi ile iletişim kuruyoruz. Çiftliklerin işgücüne ihtiyacı birbirinden farklılık gösteriyor. Bu yüzden sayfayı detaylı olarak incelemekte fayda var.

Fikir vermesi amacıyla kendi sürecimden bahsetmek istiyorum.Buğday Derneği’nin İstanbul’daki ofisinde gönüllü olarak çalışırken uluslararası bir proje için bir Tatuta çiftliğine gönüllü arandığını duydum.  Çiftlikte gönüllülük yapmak için Hollanda’dan gelecek öğrenciler vardı ve bu süre içinde dil problemi yaşamamaları için çeviri yapacak bir gönüllü aranıyordu. Başvurdum ve kabul edildim!

 

İki hafta boyunca hem kollektif çalışmayı hem de köy yaşamını deneyimledik.   Tarhana öğüttük, nar topladık, nar ekşisi yaptık, zeytin hasadına katıldık. O çiftlikte üç hafta kaldım. İstanbul’a döndüğümde karar vermiştim, yol devam edecekti.

 

 

Mevsimin kış olmasına aldırış etmeden açtım bilgisayarı ve hangi çiftliklere gidebileceğimi araştırmaya başladım. Kendime üç aylık bir süre belirledim.İlk üç çiftliği seçip gideceğim diğer yerlerin spontane olmasına karar verdim. Elimde tablet bilgisayarım da vardı nasıl olsa. Üç ay boyunca inek sağımından gül ekimine, toprak yapılarda çalışmaktan zeytin hasadına kadar pek çok deneyimim oldu. Bu sürede çok değerli insanlarla tanıştım. Yalnız yolculuk yapmanın güzelliğini gördüm, pek çok hikaye biriktirdim. Yerel insanlarla iletişim kurmak için yalnız yolculuk yapmanın çok değerli olduğuna inanıyorum. Aracım yoktu, yalnızdım ama fazla da zorlanmadım. Yol melekleri koruyordu ama Tatuta’nın da hakkını yemeyeyim.

 

 

 

Üç ay bittikten sonra İstanbul’a geldim, ekolojik yaşam yarı zamanlı bir işte  çalışmaya başladım ancak kendi kendime  ‘İstanbul’da yaşamak  istemiyorum’ diye çok tekrar etmiş olmalıyım, o iş devam etmedi  ve yine yollara düştüm. Bir sürü köy, bir sürü topluluk, bir sürü çiftlik.  İki buçuk yıllık bir yolculuk bu, başka bir yazının konusu olsun. Şunu belirteyim ki, kararlılıkla çıktığım ilk üç ay benim için başkadır. O dönemde yeni bir hayatın kapısından adım attığım için, neredeyse karşılaştığım her insan, duyduğum her öykü bana ışık oldu.

Tatuta sistemine geri dönecek olursak; bu çiftliklerde gönüllü olduğum süre içinde;

-Ekolojik yaşam üzerinde farkındalığım arttı. Üretim ve tüketim dengelerini sorguladım. Daha az tüketmeye özen gösterdim. Şehir hayatı ile köy hayatı birbirinden farklı olduğu için ihtiyaçlarım da farklılık gösteriyordu. Örneğin, kıyafet alma ihtiyacım yoktu. Üç ay boyunca atmış litre sırt çantası ile çok az tüketerek yaşama denemelerim oldu.

-Yerel tohumlarla tanıştım. Atalık tohum, hibrit tohum ve GDO ne demektir bunlar üzerinde  kafa yordum ve şehirlerde tükettiğimiz gıdanın doğallığını sorgulamaya başladım.

-Şehirden köye göçen ailelerle tanıştım. Nasıl bir üretim modelleri olduğunu, kendilerine nasıl bir yaşam oluşturduklarını gözlemledim, deneyimlerinden faydalandım.

-Kuşaklardır köyde yaşayan ailelerle tanıştım ve üretim biçimlerini gözlemledim.

-Hayvanlarla, bitkilerle ve ağaçlarla iletişimim daha da güçlendi. Bu, sanki sağ yerine sol elle yazmak gibi bir duygu. Beynimin başka bir tarafının çalıştığını hissediyorum.

-Doğa ile uyumlu yaşam biçimlerini (toprak yapılar, kompost yapma, topluluk oluşturma) gözlemleme şansım oldu.Özetle söylemek gerekirse, Tatuta yola çıkmak için güzel bir sistem. Benim kendi yolculuğumda yani hayatımda yaptığım büyük değişiklikte önemli öğelerden biridir.   Eğer içinizde bilmek, anlamak, görmek  bir taraf  varsa yola çıkın çok beklemeden . Zamanına siz karar verirsiniz, ne kadar süreceğine, ister üç ay, ister üç yıl.Şundan eminim ki, benim gibi doğal yaşamı keşfetmek isteyenler için şimdi eskiye oranla gidilecek daha fazla kapı ve  destekleyen çok fazla oluşum var. Ne mutlu!

Haziran 2016

Köy Okulunda Öğretmen Olmak

Tam üç haftadır benim için eşsiz manzaralara sahip olan; nar, mandalina ve zeytin ağaçlarıyla dolu bir köyde öğretmenlik yapıyorum.  Sosyal medyada yeni açılacak anaokulu sınıfına öğretmen arandığına yönelik çağrıyı gördüm, başvurdum ve başvurum kabul edildi. Birdenbire ‘ Köyde yaşamak istiyorum’ ve ‘ Çocuklarla çalışmak istiyorum.’ dileklerim gerçek oldu. Yolun çok başında olduğumu biliyorum, okul daha yeni kuruluyor ve her şey yeni başlıyor.

Burası bir dağ köyü. İlkokul bir süre kapalı kalmış ve öğrenciler o sırada eğitim için taşımalı sistemle yakın ilçeye gönderilmiş. Neyse ki, köyün okulu restore edilerek tekrar faaliyete geçmiş ve öğrenciler yol eziyetinden kurtulmuş. Şimdi ilkokul sınıfının yan tarafına anaokulu açıldı.  İlk gittiğimde sınıfta sadece iki halı, birkaç oyuncak ve minderler vardı. Üç hafta içinde ilçeden bir okul tarafından kullanılmayan masa ve dolaplar gönderildi, mahalleden kitaplar ve oyuncaklar geldi, İstanbul’dan arkadaşlarım oyuncak ve kırtasiye malzemesi gönderdi. Perşembe günü  İrem bize dolap ve çadır getirdi. Böylece temel eksikler giderilmiş oldu. Burası bir dayanışma okulu, eksiklerin gün be gün tamamlanıyor oluşunu görmek keyif verici.

Anaokulu  öğretmeni olduğum için heyecanlıyım. Çocukların farklı bir enerjisi var. Bakış açıları farklı, duru. Bazen komik. Bazen zor. Bir tanesi bitkilere çok meraklı, çoğu bitkinin ismini biliyor, beni bahçelerine gramantin yemeye davet etti, önce anlamadım ne demek istediğini meğer gramantin o bölgede yetişen bir mandalina türüymüş. Bir diğer öğrencime kurul tarafından gelişimsel bozukluk teşhisi konulmuş.  Okul ona iyi geliyor. Bazen kriz dönemleri oluyor ancak yaşıtlarıyla birlikte sosyalleştiğini, oyun kurduğunu gözlemliyorum. Başka bir öğrencimde hikaye anlatıcısı olma potansiyeli var. ‘Biz geçen gün….’ diye söze başlıyor. Hepsi ayrı bir dünya. Gelişiyoruz ve büyüyoruz. Tenefüslerde bahçede zeytin ağacının yamacında hazine arıyoruz. Bir ara öğrencime elimdeki zeytini göstererek : ‘Bu hazineden sayılır mı? Dedim de eliyle okulun bahçesini göstererek : ‘Burada her şey hazine’ dedi. Elbette öyleydi. Bu ağaçlar, bu toprak, bu kuşlar, bizim için bir hazine. Bu çocuklar çok şanslı. Anneleriyle zeytine gidiyorlar, babalarından tekne sürmeyi öğreniyorlar, televizyon yerine karşıdaki yamaçları seyrediyorlar.

Peki bende olanlar nedir? Köyde yeni bir ev kurmanın telaşı var. Benim ev karşıdaki heybetli tepelere bakıyor. Sabahları onlara bakarak meditasyon yapıyorum. Bu aralar odun zamanı. Orman izni verildi ve köylü kendi odununu taşıyor. Benim de soğukta kalmamak için odun ayarlamam lazım. Bir de zeytin telaşı. Bu kadar zeytinin içindeyken marketten almak olmaz. Bir gün köylülerle gidip zeytin toplayıp sonra da kendi zeytinimi kendim kurma hayalim var. Köydekiler çok yardımsever. Bizim köyde market yok mesela, ekmeksiz kaldım bir sabah, beni kahvaltıya davet ettiler. Evlerinin önünden geçerken öğretmen olduğumu duyunca : ‘Buyur gel, oturalım.’ diyorlar. Aracım olmadığı için biraz zorlanıyorum , köyün meydanı toplu taşıma araçlarına kırk dakika yürüme mesafesinde. Ama şükür ki çoğu zaman bir motosiklet ya da araba  bulabiliyorum merkeze giden.

Köy hayatı güzel. Akşam eve giderken dönüş yolum tezek kokuyor. Yıldızları daha net görebiliyorum. Bizim okul da sürekli sürprizlerle dolu. Bu hafta Emine ve Ayşe okulumuzun duvarlarına Miyazaki’den ‘Komşum Totoro’yu çizdiler. Bizim miniklerin şaşkınlığı ve sevinci görülmeye değerdi.

Yazımı bitirmeden önce adapte sürecimde bana manevi destek veren arkadaşlarıma çok teşekkür etmek istiyorum. Yeni okul, yeni köy, yeni hayat derken bazı durumlarda panik alanıma çekilmiş olabilirim. Desteklerden sonra esneme alanıma, daha sonra da konfor alanına geçtim.

Öğrencilerimle birlikte dolu dolu üç haftayı bitirdik. Okulun sistemine, kurallara, birlikte yaşamaya alışıyoruz.

Çam Balı

12901475_10156698631090023_1495429585548794668_o
Yaprak bitinin özsuyu, arılar tarafından alınmayı bekliyor.

Çam balı nasıl oluşur bilir misiniz?
Arılar, çamın gövdesinde bulunan özsuyunu toplar.
Özsuyu, bir yaprak bitinin salgısından elde edilen bir sıvıdır. Yaprak biti ağacın kabuğunu deler, içindeki özlü kısmı yer ve şeker salgılar. Bu şeker yaprak bitlerinin vücudundan bala benzeyen damlalar gibi çıkar ve bunlara özsuyu denir. Arılar özsuyunu çiçeklerin nektarını aldıkları gibi alır ve bala dönüştürürler.
Başlangıçta özsuyunun yüzde ellisi sıvıdır ama bu haliyle kalırsa köpürür ve ekşir. Arılar kovanda muazzam bir çalışma ile bu oranı yüzde on yedilere indirirler ve öz suyu çam balı haline gelir.

Daha fazla bilgi için: Debra Roberts ile Arılar, Kadınlar ve Çocuklar Üzerine

*Fotoğraf: Kızlan Köyü- Datça