Tag Archives: yolculuk

Ankara Bu Aralar Pek Güzel

Ankara’da perma kültür çalışmalarından ağaç tanıma gezilerine, masal gecelerinden  şiddetsiz iletişim çalışmalarına kadar farklı etkinlikler düzenleyen pek sevdiğim bir oluşum var :  Ankara Yaşam Çemberi. Topluluk, Ankara’da yapılan perma kültür günlerinin sonlanmasının ardından Filiz ve Doğukan’ın ‘Nasıl devam edebiliriz, şehirde nasıl çalışmalar yapabiliriz?’ sorusu ile oluşmuş. Yirmi kişi ile başlayan buluşma toplantısı kısa sürede yüz kişiye yükselmiş. Aslında Ankara Yaşam… Read more »

Armağanlarım ve Ben

Bu yazının büyük bir kısmı otobüste yazıldı. Yolculuğum boyunca birkaç kez yol paylaşım sitelerini, birkaç kez de otostop kullansam da , şu anda ‘konfor’ alanımın içinde otobüsteyim. Otostop zaten kalabalık olunca güzel. Geçen ay arkadaşlarımla ilk defa bir tır otostopu yapmıştım . Bizimle yolunu paylaşan tırcı Ramazan Abi hem hoş sohbet hem de eli açıktı, yol molasında bize yemek ısmarladı… Read more »

Kalbimin Tam Orta Yerinde

Bu aralar yolculuklarımı anlatmaya meylim var. Yazı yazmanın yanı sıra  buluşmaya, konuşmaya , tanışmaya.  İstanbul’da Eylül ayında düzenlediğimiz ‘Hayat Güneşin Altında Bir Oyun’ etkinliğinden sonra, Ekim ayının sonunda  İzmir’de ‘Yolların Gücü Adına’ yı gerçekleştirdik. Bu buluşmalar nereden gelip nereye gittiğimi bana gösteren bir ayna oluyor. Önce ‘Sen bir gezginsin’ diyorum kendime, ‘Anlat yolları , şahinleri ,dağları! Saman evde yaşamanın keyfinden… Read more »

Blogumun Adı ‘Hayat Günesin Altında Bir Oyun’ Simdi Bir Etkinlige Dönüşüyor :)

Ne zamandır iki yıllık yolculuğumu özetleyen bir etkinlik yapmayı planlıyordum, dostlarla, yola çıkmayı planlayıp da cesaret (!) edemeyenlerle, konuşalım, paylaşalım niyetiyle. ‘Hikayelerini dinlemek istiyoruz’ diyen pek sevgili arkadaşlarıma anlatamıyorum, İstanbul’a gelince bir araya gelemiyoruz diye üzülüyordum. Dilerim ‘Hayat Güneşin Altında Bir Oyun’ buna vesile olur, yazılarımı birleştirdiği gibi bizi de birleştirir. Etkinliğin Facebook’taki metni şöyle: Türkiye’deki ekolojik çiftlik ziyaretlerine ilk… Read more »

Bir Varmış, İyi ki Varmış *

Evvel zaman içinde, kalbur** saman içinde sarı başlıklı bir kız varmış. Sarı başlıklı kız, az gitmiş, çok gitmiş dere tepe düz gitmiş, bir gün  sarı kantaron çiçekleri arasında yürürken  tepede altın sarısı bir ev görmüş.  Duvarları altın sanmış önce, yaklaştıkça anlamış, altın sandığı şeyler birer saman balyasıymış meğer ! Evin etrafında bir sürü insan varmış, bir de hummalı bir çalışma… Read more »

Yeni Hayat

hipatia   28 Haziran 2015   Yeni Hayat için 4 yorum

Bazen aklıma eski hayatım geliyor. Hep köyde bayırda değildim ben, dokuz yıllık kurumsal hayat geçmişim var. Birkaç yıl önce idi, o zamanlar çalıştığım şirket  ‘tayin’imi İstanbul’un başka bir semtine çıkarmıştı. Yeni çalışacağım yer evime o kadar uzaktı ki- sadece gidiş bir saatten fazla-, içten içe sinirlenmiş, evime yakın birçok şube varken bu uzaklığın sebebini anlayamamıştım. Bir gün yorgunluğun da etkisiyle… Read more »

Göç Yolları Görünür Bize

Çobanın yüz yıllık heybesi ile

Çandır köyünde Yörük kültürünü yaşatan Mehmet ve Hatice Varol’un misafiriyim. Kapıdan içeri girince beni bir Yörük çadırı karşılıyor. İçerde 100 yıllık bir gelinlik, renkli kıyafetler, yün eğirmek için çıkrıklar, çobanların yemek taşımak için kullandığı heybeler, körüklü çizmeler var. Dokunuyorum kıyafetlere, kim bilir neler yaşadılar. Genç yaşta ölüp bebelerini öksüz bırakan gelinin zülüflerini görüyorum, hikayesini dinliyorum. Bir belgeselin içinde gibiyim. Mehmet… Read more »

İlk Atölyem- Canım Atölyem

atölye sonunda

‘Arılar, Zeytin Ağaçları ve İnekler üzerine’ bir atölye… YAŞÖM’den Sam bir gün bana dedi ki : ‘Işıl, çiftlik ziyaretlerini, deneyimlerini paylaştığın bir atölye yapsan ne güzel olur.’ İşte böyle başladı atölye fikri. Bir kaç gün sonra duyurusunu yaptık ve beni de tatlı bir telaş aldı. Düşündüm ki, benim yapacağım atölye günümüzde yapılan popüler atölyelerden farklı. Bir ‘hikaye anlatma atölyesi ‘… Read more »

Çandır’ın Güzelliği

Evvel zaman içinde, bir nehrin ötesinde çoğu kişinin bilmediği, içinde güzel kalpli insanların yaşadığı bir köy varmış. Bu köyü herkes bilmezmiş , köy de zaten herkese kendini göstermezmiş. Şehre gelen turistler, Dalyan’ı kral mezarlarını, antik kent Kaunos’u ziyaret edip dönerlermiş. Oysa az ilerde, bir kaç adım ötede ineklerin özgürce dolaştığı, kuzuların analarından ayrılmadığı , mandalina ağaçlarıyla dolu bir köy varmış…. Read more »

Durmak Mümkün Mü?

Az önce saydım. Bir yılda tam yirmi üç kapı dolaşmışım. ‘Yirmi üç ‘ sayısı göreceli elbet, bir gezgin için olağan bir durumken , benim eskiden yaşadığım gibi devlet memuru düzeninde olan biri için -düzen anlamında, yoksa çalışma saatlerimiz elbette daha ağırdı- büyük bir rakam aslında.Başım döndü evet ; bunca yol, bunca insan, bunca hikaye…Ama hepsine değdi. Geçen gün kendime ‘Yoruldun… Read more »