Geçen Yıl Okulda Neler Oldu?

Bu yazı, öğretmenliğe geri dönüş sürecimde geçen sene araştırdığım farklı metotlar üzerine. Biz öğretmenler, formasyon aldık, eğitim sisteminin  içinde yıllarımızı geçirdik, öğretim yöntemlerini ezberleyip yuttuk, test uzmanı olduk, yüzlerce öğrenci ile gece gündüz YGS-LYS çalıştık. Peki eksik olan ne?

 

Eğitim sisteminin sadece sınav başarısına yönelik klasik yapısından hiç haz etmiyorum. Öğrencilerime ‘Nasılsın?’ dediğim zaman ‘Felsefe testinden hiç yanlışım yok.’ dediklerinde bazı şeylerin yanlış gittiğini seziyorum. İyiliğin ders başarısından ibaret olmadığı, öğrenci ve öğretmen arasında daha gerçek bir ilişki olması üzerine için bazı yollar denedim geçtiğimiz sene. Bunları paylaşacağım:

Geçen sene kendime verdiğim armağanlardan biri ‘Anlatan Öğretmen’ programına katılmaktı. Bu program Seiba Uluslararası Hikaye Anlatıcılığı Merkezi tarafından veriliyor. Dokuz ay süren ve hikaye anlatma süreçlerini eğitim ortamlarına entegre etmeyi hedefleyen bir program. Dokuz  ay boyunca biz on iki öğretmen bir çok farklı öğretmenle dolu dolu bir program geçirdik.

Felsefe öğretmeni olarak hikaye ve mitolojiyi eskiden de kullanıyordum . Bu programın benim için avantajı her ay farklı bir masalcı ile çalışmak , deneyimlerini duymak ve bir yol haritası çıkarmak oldu. Ayrıca diğer öğretmen arkadaşlarımla paylaşımda bulunmamız benim için çok kıymetliydi.

Chris Bostock ile yaptığımız atölye sonrası

9. sınıflarla yaptığımız masal çemberinden

 

Okuldaki masal köşemiz

 

 

 

 

 

 

 

Ayrıca okul idaresi ile dokuzuncu sınıflar için haftada bir saat masal programı oluşturduk ve sınıflara dönüşümlü olarak uyguladık. Lise gurubuna masal anlatmanın sevinci içindeydim! Bu grup ile peri masallarından ziyade- çocuk değiller tabi – mitoloji ve Kuzey masalları çalıştık.  Bölüm panosunda bir de masal köşemiz oldu ki bu benim için çok mutluluk vericiydi. ♥ Eğitmen bir arkadaşımın söylediği, dokuzuncu sınıflara masal anlatmanın oldukça cesurca bir eylem olduğu. Benim için önemli olan okulun içinde diz dize oturup birbirimizi dinleyebildiğimiz, paylaşmak istediklerimize alan açtığımız bir etkinlik yapmamız, masallar ve hikayeler vasıtasıyla birbirimizi görebilmemiz.

Drama Kulübünde hikaye yazma çalışmamız

 

Masal eğitiminin bana kattığı güzelliklerden biri de Drama Kulübü ile çalışmak oldu. Elimize kağıt kalemi , boyaları aldık ve hikayeler oluşturduk. Sınıf ortamı gerçekten çalışmak için güzel bir deney alanı.

 

 

 

Öğretmenlik yaşantımda bana ufuk açan ikinci bir eğitim Little Thinkers Society tarafından düzenlenen ‘Philosophy for Children’ . LTS,  Matthew Lipman metodunu geliştirerek okullarda, sivil toplum kuruluşlarında , şirketlerde uygulamaya yönelik eğitimler düzenliyor. P4C yöntemi ile edindirmek istediğim kazanımları, hikayelerle birlikte sunabildim ve tamamen farklı bir ders planı oluşturdum. P4C sadece çocuklar için değil, gençler ve yetişkinler için de güzel bir araç sunuyor. 

Bu çalışmaları uygularken üç sene önce tanıştığım ‘Council’ yönteminden de yararlandım. Council, topluluk oluşturmak için kullanılan, hiyerarşik olmayan ve işbirliğine dayalı bir iletişim biçimi. Grup süreçlerini ve kişisel gelişimi destekleyen bu yöntem kişisel ilişkilerimde bana oldukça yardımcı olmuştu.

Sınıfta çember şeklinde oturarak birbirimizin alanına girmeden, yargısız bir şekilde dinleme çalışması yaptık. Amerika’da ‘Council in Schools’ çalışmaları yapıldığını duydum , başlı başına güzel bir çalışma alanı olduğunu ve Türkiye’de de geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

 

İlham aldığım diğer çalışma , Anadolu Jam‘den arkadaşlarım Esra ve Sezin’in kolaylaştırıcılığını yaptığı ‘Yaratıcı Öğretmen’  

Yaratıcı Öğretmen sesle, yazıyla, oyunla yaratıcılığın yollarını araştırmamıza yardım etti. İki gün boyunca kendimi güvenli bir ortamda hissettim. Şiddetsiz İletişim pratiklerinden de yararlandık ki okul ortamında şiddetsiz iletişime çok ihtiyaç var. Bu eğitim bana ayrıca şu soruyu sordurdu:

‘Öğretmen sınıf içinde kolaylaştırıcı olabilir mi? ‘

Öğrencilerimle yaptığımız çember pratiklerinde , otoritenin olmadığı öğrencilerin kendini daha özgürce ifade ettiği bir alan tasarladım. Zorlandığımız zamanlar oldu ,öğrenciler bir otorite figürü ararken ben de öğretmen rolüne çoğunlukla giriyordum.  Bu konuda daha fazla çalışmak ve derinleşmek istiyorum.

 

 

Bahar ayında beni  heyecanlandıran etkinliklerden birini gerçekleştirebilme fırsatı bulduk. Onuncu sınıf öğrencilerimle Malva Permakültür Çiftliğine günübirlik bir ziyaret gerçekleştirdik. Malva Çiftliği 2000 yılından beri organik tarım faaliyetleri yapıyor. Orada bulunduğumuz süre boyunca doğadaki ekosistemler üzerine konuştuk, tıbbi papatya ekimi yaptık, aynısefa topladık, bazı bitkileri yakından inceledik ve serayı gezdik. Ayrıca gezinin sonunda minik bir herbarium çalışması yaptık. Öğrencilerle yaptığım en keyifli uygulamalardan biriydi.  Açık hava dersliğinde daha fazla vakit geçirmeliyiz, bunu şiddetle savunuyorum. Okullarda daha fazla ekoloji, sürdürülebilir yaşam konuşulmalı. Müfredatta olmamasına rağmen ben kendime alan açtım ve bazı derslerimde Sürdürülebilir Yaşam TV ‘nin filmlerinin gösterimini yaptım. Bu konuda konuşmaktan, öğrencilerimle tartışmaktan da büyük keyif alıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Yaptığımız bir diğer etkinlik ise Sosyal Sorumluluk Kulübü olarak ‘Parıltı Görmeyen Çocuklara Destek Derneği’ ni ziyaret etmekti. Parıltı Derneği, görmeyen ve az gören çocuklara destek amacıyla aileler tarafından kurulan bir dernek. Dernekte çocukların yaşıtlarıyla aynı seviyeye gelmesi için destek sağlanıyor. Orada bulunduğumuz süre boyunca öğrencilerim küçük yaş gurubu ile oyunlar oynadı, hikayeler anlatıldı. Kurum müdürü bize derneğin kuruluş sürecini ne nasıl çalışmalar yapıldığını anlattı. Yaşayarak öğrendiğimiz bir gün oldu ve orada geçirdiğimiz vakit bizim için çok kıymetliydi . Parıltı Derneği’ni ziyaret edin, gönüllü olun. Parıltılı gençlerin ne kadar başarılı olduğunu görecek ve şaşıracaksınız.

 

 

 

Veeee Bonus : Doğa Derneği’nin Projesi Yaşayan Bahar‘ı bizim okulun ilkokul kademeleri ile uygulama fırsatım oldu. Sunum boyunca suyun , insanların, balıkların göçünden bahsettik. Kuşlardan konuştuk. İlkokul ekibi , beklediğimden daha ilgiliydi. Çoğunun köyde yaşam üzerinde deneyimleri vardı, konuştuk, paylaştık, çok keyifli bir sohbet oldu, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Bence çocuklarla daha fazla çalışmalar yapmalıyım.  🙂

 

 

 

 

 

 

 

Sonuç olarak, hayalimdeki eğitim sistemine yavaş yavaş yaklaştıran küçük adımlar yaşadım geçen sene. Testlerin haricinde çemberlere, doğaya, birbirimizi dinlemeye, anlatmaya, resim yapmaya alan açabildik. Devamının gelmesini , öğrencilerin ders yükü ile boğulmamasını, yaşayarak öğrenme modellerinin hayata geçmesini gönülden diliyorum. ‘Başka Bir Dünya Mümkün’ deriz ya, ‘Başka Bir Eğitim’ de mümkün olamaz mı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir