İyi ki varız!

hipatia   29 Mart 2015   İyi ki varız! için 2 yorum

küçük masa dokuz kişi

Bursa’dan Fethiye’ye arkadaşlarımın evlerini de sayarsam bir ayda dokuz kapı dolaştım , bir dolu şehir bir dolu yüz…Yol o kadar hızlı aktı ki çok fazla yazı yazamadım. ‘Işıl, sen de o zaman hissiyatını yaz.’ dedim kendime ve ortaya böyle bir yazı çıktı.

Çandırdayım. Buraya ilk defa ocak ayında gelmiş ve Çandır’ın güzelliklerini anlatan bir yazı yazmıştım.

Bu yeni yazımda, geldiğim ilk gün Emre ve Burcu ile tohum ekmemizi sonra da sürekli filizlendi mi diye kontrol etmemizi, kompost çevirmemizi, köyün neşe ile öten kuşlarını, kendi kendilerine dolaşıp kendilerini güden koyunlarını, arıların vızıltısını, Begüm’ün arkadaşları geldiğinde güneşin altında şarkılar söylememizi, kahvaltı sofralarının bereketini ve neşesini anlatmak isterdim, ama aslında söylemek istediğim başka bir şey var.

Çandır bir topluluk evi. Begüm, Burcu, Emre ve Bülent’ten oluşan. Bana kalırsa aynı zamanda şifa evi. Aslında yukarıdaki paragrafta saydığım durumlar, oranın biraz yorgun bir gezgin olan bendeniz için şifa evi olmasına yeter ama asıl bana iyi gelen şey şu: Ilgınlar geldi!

Ilgınla ilk kez İstanbul’da ‘Barış Köyü’ toplantısında tanışmıştık , çiftliklere gitmek istiyorduk da, kafamız karışıktı biraz, nerden başlamalı nasıl yapmalı bilmiyorduk.Sonra ben yollara düştüm, o Serhat’la yollara düştü. Fiziksel olarak yakın olmasak da manevi yakın hissediyordum ve onlar benim uzaktaki yol arkadaşlarımdı. Ilgın’ı hiç görmedim bir daha, uzaktan haberleşiyorduk. Çanakkale’ye yerleşmişler ve orada ‘Tohumdan Sofraya’ projesini uygulamaya koyulmuşlardı. Derken….’Huuu komşu diyerek Çandır’ın kapısını çalıverdiler hem de bir karavanla 🙂

Meğerse Ilgınların müşterileri olan bir çift, Dilara ve Vahap onları ziyaret etmiş ve onlar da peşlerine takılıp yola düşmüşler, ne iyi de etmişler! Ben de sanki çoook eski  arkadaşlarımı görmüş kadar sevindim. İzmir üzerinden gelince onlar, Mehmetlerin enfes şarabından, Ummanın lezzetli enginarlarından da payımızı aldık. Onlara sevgilerimi ve şükranlarımı gönderiyorum. Karavan grubuyla, Emre’nin yeni tanıştığım tatlı arkadaşları Aylin ve Mustafa’yla pek de şenlikli olduk.

Bildiğiniz üzere, gezginlik hayatımda kah Tatuta çiftlik ağlarıyla, kah direkt üreticileri bularak bir süre köy evlerinde yaşayarak, kah spontane olarak, ‘Acaba orada ne varmış?’ diyerek bayağı bir dolaştım.   Fiziksel yorgunluk bir yana bazı yerlerde manevi olarak yoruldum. Hatta fiziki yorgunluk mühim değil, dinlenince geçiyor ama  olumsuz durumların üzerimde daha büyük  etkisi olduğunu gördüm. Fark ediyorum ki, benim bu akşamki gibi  varlığından güç alacağım topluluklara ihtiyacım var. Anlatabileceğim, paylaşabileceğim, deneyimlerimi aktarabileceğim, deneyimlerini dinleyeceğim, beni yargılamadan kabul eden ve topluluğa inanan…İşte Ilgınlar geldiğinde tam da bunu hissettim. Başka bir dünyanın mümkün olabileceğini… Bir söz okumuştum: ‘Yalnız kurdun  zamanı geçti, birlik olma zamanı’ diyordu. Hissediyorum ki, tanıdığım ve henüz tanışmadım topluluk bilincine sahip pek çok insan var. Dilerim tanışalım, dilerim beraber ağlar kuralım, üretelim hatta takas yapalım ,ara da bir içimize de bakalım, ruhumuz ne istiyor bilelim, mekanikleşmeyelim ya da entellektüel aklın  egosuyla bunalmayalım.

Çandır’da düşündüklerim işte bunlar. Orası bir kapı, topluluk yaşamını deneyimleyen, yaşadıklarını paylaşan bir grup. İyi ki varlar, iyi ki benim gibi  misafirleri  kabul ediyorlar  ve yaşamlarına ben de dahil oluyorum, gözlemliyorum. O çatı altında aynı hissiyatı taşıdığım arkadaşlarla bir araya gelebiliyorum.Yaşamın güzelliklere doğru evrildiğini  bilmenin tadı ise  bambaşka…

2 thoughts on “İyi ki varız!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir