Category Archives: Yolculuklarım

TaTuTa Çiftlikleri Üzerine

Bu bir Tatuta yazısı. Üç yıl önce işi bırakmış bir halde, yolculuk yapacağım ama nasıl ve nereden başlasam diye düşünürken Tatuta çiftlikleri yardımıma koştu. Yolculuğum bu çiftliklerle başladı ve yol boyunca pek çok çiftlikte gönüllülük yaptım.   Yolculuklarımı blogumda  yazdım ancak Tatuta’nın kendisi üzerine hiç yazı yazmadığımı fark ettim. Bu yazı biraz geç kalmış bir yazı , aslında bir teşekkür yazısı…. Read more »

İpek Böceği’nin Kaderi

Datça’da ‘Birlikten Kuvvet Doğar’ projesi için yollardayız. Bazen Bozburun Yarımadası’nda gezinen inekler oluyor yoldaşımız, bazen Sındı Köyü’nün bademleri, bazen Kızlan Köyü’ndeki arılar. Üçüncü günümüzde Hızırşah Köyü’ne geçiyoruz, ipek böcekçiliği yapan Özlem’in atölyesini ziyaret edeceğiz. Özlem, belediyenin açtığı kursu tamamladıktan sonra kendi atölyesini açmış bir kadın girişimci. Köye girer girmez, bizi diğer köylerde karşılaştığımız gibi bir yemek ziyafeti bekliyor. Yemekten sonra… Read more »

Ankara Bu Aralar Pek Güzel

Ankara’da perma kültür çalışmalarından ağaç tanıma gezilerine, masal gecelerinden  şiddetsiz iletişim çalışmalarına kadar farklı etkinlikler düzenleyen pek sevdiğim bir oluşum var :  Ankara Yaşam Çemberi. Topluluk, Ankara’da yapılan perma kültür günlerinin sonlanmasının ardından Filiz ve Doğukan’ın ‘Nasıl devam edebiliriz, şehirde nasıl çalışmalar yapabiliriz?’ sorusu ile oluşmuş. Yirmi kişi ile başlayan buluşma toplantısı kısa sürede yüz kişiye yükselmiş. Aslında Ankara Yaşam… Read more »

Bodrum Üretici Pazarı’nda Bir Gün

  21 Aralıkta doğa bayramı Narduğan’ı kutlamak için yolum Bodrum’a düştü. Bodrum’a gelmişken hemen gitmek olmaz. Burada ilgilendiğim doğal tarım ve alternatif eğitim üzerine çalışmalar yapan kuruluşları ziyaret etmek istiyorum.  Ertesi sabah İrem telefonda Üretici Pazarına gideceğini söyleyince hemen katılıyorum ona.

Armağanlarım ve Ben

Bu yazının büyük bir kısmı otobüste yazıldı. Yolculuğum boyunca birkaç kez yol paylaşım sitelerini, birkaç kez de otostop kullansam da , şu anda ‘konfor’ alanımın içinde otobüsteyim. Otostop zaten kalabalık olunca güzel. Geçen ay arkadaşlarımla ilk defa bir tır otostopu yapmıştım . Bizimle yolunu paylaşan tırcı Ramazan Abi hem hoş sohbet hem de eli açıktı, yol molasında bize yemek ısmarladı… Read more »

Çoban

hipatia   19 Kasım 2015   Yorum yok Çoban

Zamanın birinde, hem içimizdeki hem de dışımızdaki bir zamanda, yüksek kayalıklarda keçileriyle birlikte bir çoban yaşarmış. Kayalar oldukça sarpmış, kararlılıkla tırmanırsanız buluta bile ulaşabilirmişsiniz. Bir tarafta deniz, bir tarafta yüksek tepeler , bir tarafta keçiler günler böyle geçip gidermiş. Günlerden bir gün çobanın yanına ziyaretçiler gelmiş… O ziyaretçilerden biri benim. ‘Bakın şu tepede yaşayan bir çoban varmış’ sözünü duyduktan itibaren… Read more »

Kalbimin Tam Orta Yerinde

Bu aralar yolculuklarımı anlatmaya meylim var. Yazı yazmanın yanı sıra  buluşmaya, konuşmaya , tanışmaya.  İstanbul’da Eylül ayında düzenlediğimiz ‘Hayat Güneşin Altında Bir Oyun’ etkinliğinden sonra, Ekim ayının sonunda  İzmir’de ‘Yolların Gücü Adına’ yı gerçekleştirdik. Bu buluşmalar nereden gelip nereye gittiğimi bana gösteren bir ayna oluyor. Önce ‘Sen bir gezginsin’ diyorum kendime, ‘Anlat yolları , şahinleri ,dağları! Saman evde yaşamanın keyfinden… Read more »

Blogumun Adı ‘Hayat Günesin Altında Bir Oyun’ Simdi Bir Etkinlige Dönüşüyor :)

Ne zamandır iki yıllık yolculuğumu özetleyen bir etkinlik yapmayı planlıyordum, dostlarla, yola çıkmayı planlayıp da cesaret (!) edemeyenlerle, konuşalım, paylaşalım niyetiyle. ‘Hikayelerini dinlemek istiyoruz’ diyen pek sevgili arkadaşlarıma anlatamıyorum, İstanbul’a gelince bir araya gelemiyoruz diye üzülüyordum. Dilerim ‘Hayat Güneşin Altında Bir Oyun’ buna vesile olur, yazılarımı birleştirdiği gibi bizi de birleştirir. Etkinliğin Facebook’taki metni şöyle: Türkiye’deki ekolojik çiftlik ziyaretlerine ilk… Read more »

Bir Varmış, İyi ki Varmış *

Evvel zaman içinde, kalbur** saman içinde sarı başlıklı bir kız varmış. Sarı başlıklı kız, az gitmiş, çok gitmiş dere tepe düz gitmiş, bir gün  sarı kantaron çiçekleri arasında yürürken  tepede altın sarısı bir ev görmüş.  Duvarları altın sanmış önce, yaklaştıkça anlamış, altın sandığı şeyler birer saman balyasıymış meğer ! Evin etrafında bir sürü insan varmış, bir de hummalı bir çalışma… Read more »