Bugün Sema Günüdür

hipatia   29 Ağustos 2015   Yorum yok Bugün Sema Günüdür

sema
Tecelli geldi, kalbe baktı sonra gitti;tekrar geldi, kalbe baktı yine gitti. Tekrar geldi, kalbe baktı. ‘Lütfedip biraz kalsanız?’ dedim. Kaldı ve gitmeyi unuttu.
Hz. Mevlana

Arkadaşlarım sorar: ‘Peki nasıl karar verdin, ilk nereden başladı yolculuğun?’ Hemen hemen birbirine yakın cevaplar versem de, ilk nereden başladığını kendime de sorup dururdum. Artık eminim. Tam da buradan başladı. İki sene önceydi. Sema dönen eteklerde cesareti, yalnızlığı, birlik olmayı görmüş(t)üm. 24 saat kesintisiz Sema ve Meşk vardı Gökçedere’de, Sema edenler aşkla dönüyorlardı. Dünyanın pek çok yerinden gezginler de gelmişti. Arjantin’den gelen Matias’a sormuştum,
-‘Nasıl uzak diyarlara seyahat ediyorsun, korkmuyor musun?’
-‘ Yiyecek aşımız var, başımızın üzerinde çatımız var, niye korkayım ? demişti.
-‘Gitmek istiyorum ama nasıl başlayacağım bilemiyorum’ deyince bana ‘Çok düşünme, yap’ diyen Ohram, sırtlarında çadırla yaşayan , duş için su bulmakta güçlük çektiklerini söyleyen ama azimle yollarına devam eden İranlı kızlar…Hepimizi Sema buluşturdu

Burası Yalova Gökçedere’de Rasim Mutlu Kültür Merkezi. Tümata Türk Musikisini Tanıtma Vakfı Sema organizasyonunu şöyle tanımlıyor : ‘Birkaç yıl önce, 700 sene evvel Hz. Mevlana´nın yaptığı gibi esas şekliyle sema yapmak gayesiyle bir denemeye giriştik. Maneviyatımızı derinleştirmek amacındaydık. Bu çalışmalar sırasında müzik hiç durmadı ve her an en az iki semazen döner vaziyette çalışmalar devam etti.

Geçtiğimiz yıllarda İsviçre, Almanya, İspanya, Avusturya ve Türkiye´de, bir kere bir gün ve gece, yirmi kere üç gün ve gece, iki kere beş gün beş gece ve iki kere de yedi gün ve yedi gece ve özellikli de Yalova Gökçedere’de üç kere 40 gün 40 gece bir kere de 66 gün 66 gece hiç durmadan sema çalışması yaptık.’ Geçen sene 99 gün 99 gece Sema yapılmıştı, oradaki deneyimlerimi blogumda bu yazıda yayınlamıştım.

Sema alanına çıkıyorum. Burası kimliksiz, burada hangi ülkeden geldiğinin kim olduğunun hiçbir önemi yok, Hz Mevlana’nın ‘Ne olursan ol yine gel’ sözü sanki burada yaşıyor. Brezilya’dan Portekiz’e, Japonya’dan Almanya’ya kadar pek çok kişi sema için gelmiş. Oruç Hoca’nın anlattığına göre,bu arazinin üzerine kültür merkezi yapılırken bazı tereddütler varmış, orada bir binaya gerek olup olmadığı konusunda. Rasim Mutlu bekleyin ve görün demiş, oraya her kültürden her milletten insanın geleceğini öngörmüş.  Portekizce  bir şarkının sözleri içime işliyor :
İnançla ve minnetle aydınlanmayı arıyorum
Şarkımı göğe yükselttim
Sesimi göğe yükselttim
Toprak ana sen müziksin
Toprak ana sen iyileştiricisin
Sema dönen etekler var, bir süre sonra etekleri görüyorum bir tek, kişileri değil. Santurlar ahenkle çalıyor, başka bir sefer yaybahar, erbaniler, didgeridoolar… Müziğin onarıcı gücünü , şifalandırıcı gücünü hissediyorum, zamanın ve mekanın ötesinde sanki başka bir boyut var. Hem bağımsızlığı, hem bir olmayı deneyimliyorum, buranın havası, birlik kardeşlik, barış havası, buradan ayrılınca da baki olsun, her yer burası gibi olsun, inşallah.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir