arıcılık öğreniyorum!

debra, arıcılığın ilkelerini anlatıyor.

debra, arıcılığın ilkelerini anlatıyor.

Bodrum`da bir haftasonu arıların sihirli dünyasına girdim. Debra Roberts bize arıları öyle bir anlattı ki onların evine gitmiş kadar oldum.
Debra Roberts, Amerika`daki Ashevillge Arıcılık Enstitusu` nün tasarımcısı ve koordinatörü, Arıcılık Araştırmaları Merkezi`nin başkan yardımcısı, Bal Arısı Projesi`nin kurucusu. Arıcılığın ticari olan tarafında değil, doğal arıcılığın gelişmesi üzerine eğitimler düzenliyor.
Evet eğitim boyunca ben de sanki bir kovanın içinde yaşadım. Her kovanda bir kraliçe, birkaç yüz erkek ve binlerce işçi arı var. Işçi arılar ilk üç hafta kovanın içinde yaşıyor, kendilerini hazırlıyor,sonra vakit geliyor ve uçuyorlar.

 

Kraliçenin ömrü üç ya da dört yıl, ama ömrü kısa diye üzülebilirsiniz ama kendileri biraz zalim,ilk doğan kraliçe, henüz doğmayanları iğne ile sokarak öldürüyor! Neyse ki ensest yok, kraliçe kovandaki erkek arılarla çiftleşmiyor. Ayrıca her kraliçenin kendine has kokusu var, hasta olduklarında kokuları değişiyor ve diğer arılar böylece yeni bir kraliçe seçmenin vakti geldiğini anlıyorlar.Nereden biliyorsun diye sorarsanız dedim ya, arıların evinden geliyorum:-)
Debra`ya göre bir arıcıda olması gereken özellikler:
Sakinlik, anda olabilmek, odaklanma, saygı, pozitif tutum, açık niyet ve sessizlik.
Bu kalitelerin günlük yaşamda edinmek istediğimiz kaliteler olması ilginç değil mi?
Seminer boyunca lokal arıcılarla tanısma fırsatı da edindik. Hasan Bey ve Hüseyin Bey bize pratik bilgiler verdi, birlikte körük yaktık, peteklerin olması gereken koşullar üzerine sohbet ettik.

körük yakıyoruz.

körük yakıyoruz.

Debra çok yardımsever ve sorulara cevap vermeye hazır, ancak hep vurguladığı bir şey var : Arıcılık yapmak istiyorsanız lokal arıcılarla iletişime geçin, bölgeyi en iyi onlar bilir.

Hüseyin amca peteklerin aralığını gösteriyor.

Hüseyin amca peteklerin aralığını gösteriyor.

 

 

 

 

 

 

 

Seminerin ikinci bölümü soru cevap şeklinde ilerledi, Debra`ya yöneltilen sorulardan biri de şuydu: Sizi hiç arı soktu mu?
`Evet, birkaç kere`dedi Debra, ama öyle bir durum ki bu, nedense ürkmüyorsunuz, o büyülü dünyayı görmek istiyorsunuz. Bu arada, arı sokmasına soğan ve sarımsak iyi gelirmiş ve ayrıca sinir otu. Sinir otu çiğnenip bölgenin üzerine sarılabileceği gibi yutulabilinir de.
Son kısımda ise arıları bitlerden korumak için uygulanan kimyasal ilaçların ne tür zararlı etkileri olduğu, bu ilaçların arıların bağışıklık sisteminin düşmesine neden olacağı, kimyasal ilaçların polenler yoluyla çok büyük bir kesime yayıldığı anlatıldı. Debra`ya göre doğal arıcılık yöntemleri zaman ve sabır gerektiriyor ancak günümüzde insanların arılarla ilişkisi bozulmuş ve maalesef iş ilişkisine dönüşmüştür.
Açıkçası iki günlük seminer oldukça yoğun bilgiler edindik. Tam nasıl toparlayacağımı düşünüyordum ki, Debra : Endişelenmeyin, doğal arıcılığı öğrenmek bisiklet sürmeye benzer, zaman içinde bilgiler bir araya gelir ve bir bütün oluşturur, zamanla arılar en iyi öğretmeniniz olur.`dedi.
Şundan eminim, bambaşka bir dünya, ayrı bir cumhuriyet ve arıların bazı davranışları insanlara ne kadar benziyor. Gözlemlesem, yaptıklarını incelesem, hayatın gizemine dair bir kaç şey öğrenebilir miyim acaba?
Ne demişler:
Arılarla vakit geçirmiş olup Tanrı`yı bulamayanda bir sorun var demektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir